Müzik BirimiDans BirimiFolklora DoğruGösterilerGündemlerAna Sayfa

2.Hafta
3.Hafta
4.Hafta
 

Beyaz Saray’da Bir Kadını Hayal Etmek (1)*

Amerika kadın bir başkan seçmeye hazır mı?
Bugünlerde, bu soruya verilen genel cevap, tartışmasız bir evet. Newsweek’in geçen ay yaptığı bir anket, Amerikalıların %86’sının nitelikli bir kadına başkan olması için oy vereceklerini söylediklerini gösterdi. Geçen hafta bir Los Angeles Times/Bloomberg anketi ise kayıtlı seçmenlerin sadece %4’ünün başkanlık için bir kadına oy vermeyeceğini söylediğini ortaya çıkardı. Fikir neredeyse oybirliğiyle destekleniyormuş gibi görünüyor. (Geçtiğimiz sene CBS/New York Times anketi halkın %92’sinin nitelikli bir kadına oy vermeye istekli olduğunu ortaya koymuştu.) Fakat ilginç bir şey var ki, o da kadınlarla ilgili bu soru değiştirildiğinde, mesela “Amerika’nın kadın bir başkan için hazır olduğunu düşünüyor musunuz?” yapıldığında, bu güzel oybirliği bozuluyor.
Newsweek’in anketinde, cevap verenlerin sadece %55’i, Amerika’nın buna hazır olduğuna inandıklarını söyledi. Gallup, CNN ve aynı zamanda New York Times da benzer sonuçlara ulaştılar: Anketi cevaplayanlardan en fazla %61’i vatandaşların, Beyaz Saray’da bir kadını kabul edebileceğini düşündüklerini belirtti.
Bu çelişki nereden kaynaklanıyor? Kadın bir başkan adayının en sağlam destekçilerinin, yani liberallerin, ülkenin geri kalan kısmının daha az gelişmiş olduğunu düşündüklerini farz etmek hiç de abartılı olmaz. Demokrat bir politik strateji uzmanı olan Donna Brazile bana bir elektronik postasında “Eşcinsel evlilikleri, kürtaj, kök hücre ve yenilikçiler için üzerine düşünmeyi gerektirmeyen diğer sorunların uzun süreli tartışmalarının ardından, karşı taraftakilerin cahil köylüler olduğuna dair bir kanı oluştuğunu” yazdı. “Temel yurttaşlık haklarını destekleyemeyecek kadar -kibarca söylenecek olursa- ‘gelenekçilerse’, başkan(2)* olarak bir kadını seçerken de rahatsız olacaklardır.”
Halkla iç içe, demokrat politik bir örgüt olan Emily’s List(3)*’in yönetim kurulu üyesi Ellen Moran’ın belirttiği gibi, kadınların seçimle atanılan makamların üst kademelerindeki eksik temsili, insanları kadınların politika ve halkın görüşlerinde ki gerçek kazanımlarını küçümsemeye yöneltiyor. Fakat basit bir gerçeğe dayanan çok daha kolay bir teori var: İnsanlar anketörlere yalan söylüyor. Mütemadiyen ve özellikle ırk, cinsiyet gibi tartışmalı konularda.
Siyaset bilimciler, bu olayı “sosyal istenirlik” etkisi olarak adlandırıyorlar. DeKalb’deki Northern Illinois Üniversitesi’nin siyaset bilimi bölümünde yardımcı doçent olan Matthew Streb, “Eğer algılanan sosyal normlardan farklı bir mevkide bulunuyorsam, bunu gizli tutmaya çalışırım; çünkü bu normla çelişiyormuş gibi görünmek istemem.” diyor. Matthew Streb, seçmenlerin büyük bir kısmının, aslında kadın bir başkan için politik olarak doğru olmayan hislerini gizlemek için yalan söylediklerini ileri süren anketin sonuçlarını bu hafta yayınladı. Streb’in araştırma ekibi “listeleme deneyi” adında bir teknik kullanarak, seçmenlerin %26’sının aslında bir kadının başkan olması fikrine “sinirlendiğini” ya da bu fikrin “keyiflerini kaçırdığını” ortaya çıkardı.
Araştırma şu şekilde ilerledi: 2000’den biraz fazla sayıda katılımcı rastgele iki gruba ayrıldı. Birinci gruba artan petrol fiyatları,  profesyonel anketlere bir milyon dolarlık ek gelir, zorunlu hale getirilen emniyet kemerleri ve kirlilikle ilgili olmak üzere 4 cümle verildi ve bunlardan kaçının onları sinirlendirdiği ya da onların keyfini kaçırdığı soruldu. Diğer gruba bir kadının başkan olması üzerine beşinci bir cümle daha verildi ve aynı soru soruldu. İkinci grup, kendilerini kızdırdığını söyledikleri maddelerin sayısında bir artış gösterdi. Araştırmacılar bu artışı ‘başkan olarak hizmet veren bir kadın’ ifadesine bağladılar.
Streb’in yönteminin sonuçlarının desteklenmesi için başka çalışmalara gerek var. Fakat Streb’in açıklamasına göre “sosyal istenirlik” olayının, yıllardır ırk konusu devreye girdiğinde seçimlerde kilit bir rol oynadığı gözleniyor.
Anketler, 1989’da Virjinya’nın valilik seçimlerinde siyahi bir aday olan Douglas Wilder’ın beyaz rakibi Marshall Coleman’a hatrı sayılır ölçüde üstünlük sağladığını gösteriyordu. Fakat Wilder’in zaferinin gerçek sınırları çok daha dardı. Aynı durum o yıl Niv York başkanlığı seçiminde siyahi David Dinkins, Rudolph Guiliani’yi mağlup ettiğinde de kanıtlandı. Beyaz seçmenlerin, anketörlere, siyahi adaylara desteklerini abartma durumu “Bradley etkisi” olarak biliniyor. Bu isim, 1982’de anketler kendisini galip gösterdikten sonra, Kaliforniya valiliği seçimini kaybeden Los Angeles belediye başkanı Tom Bradley’den geliyor. Aynı onay görme isteği, belirli bir kiliseye devam etme ve zina gibi konularda anket yapıldığında da ortaya çıkıyor. Streb’in bana söylediğine göre, cevap verenler eğer bir kadın anketçi tarafından sorgulanmaktaysa, kürtaj hakkına desteklerini bile abartmaktalar.
Tabii ki, seçim tercihleriyle ilgili kişisel sorularla (Nitelikli bir kadın adaya oy verir misiniz?) birlikte komşunuzun seçim tercihleriyle ilgili daha tarafsız görünen sorular (Amerika böyle bir şeye hazır mı?) sormanın asıl amacı yalan söyleyenleri yakalamaktır. Brazile, politik olarak uygun görünmek adına yalan söylemenin sorunun sadece bir parçası olduğunu söylüyor. Birçok kadın ve Afro-Amerikalı bağnazlıkla mücadele ediyor ve Barack Obama ve Hillary Clinton’ın adaylıklarının yaratacağı çirkinlikten endişeliler. Brazile ayrıca, siyahlardan çok beyazların ülkenin siyah bir başkana hazır olduğunu söylediklerini belirtti.
Benzer şekilde, Newsweek’ten Jonathan Alter’a göre, erkeklerden %7 daha az kadın, ülkenin kadın bir başkana hazır olduğunu belirtti. Brazile ”Bu algı Amerika’da ırkla ve toplumsal cinsiyetle ilgili kendi tecrübelerimize dayanmaktadır” dedi. Bu belki şaşırtıcı bir istatistiği açıklamaya yardım edebilir; Clinton’ın kadınlar arasında en büyük desteği, kendi spekülatör yandaşlarından değil, 18-34 yaş aralığındaki kadınlardan gelmekte. Bunun nedeni, daha deneyimli ve aynı zamanda yıpranmış kadınların, Clinton’ı kadın olduğu için başkanlığa uygun görmemeleri olabilir.
Clinton’ın strateji uzmanlarının, muhtemelen, ülkenin yarısının kadın bir başkana hazır olmadığımıza inanmasının nedenini bulmaları gerekiyor. Nihayetinde, bu endişelerin göz ardı edilmesinin, 2009’da “Hillary etkisi” olarak tanınmaya başlanmasını istemeyiz.

 


Çeviri: Gülsen Özbekar
Sinem Şekercan

1 Bu metin, http://warner.blogs.nytimes.com/2007/01/25/when-voters-try-to-imagine-a-woman-in-the-white-house/ sitesinden alınmıştır. New York Times’tan, Judith Warner’ın 25 Ocak 2007 tarihli yazısıdır. Metnin özgün ismi “Trying to Imagine a Woman in the White House.”

2 Yazar, özgün metinde commander in chief (başkomutan) terimini kullanmıştır. Bu terim, Amerikan başkanlarına verilen unvanlardan biridir.

3 Emily’s List, ABD’de, demokrat kadın adayların federal ve yerel mevkilere seçilebilmesi için, adayların seçim kampanyalarını destekleyen bir kuruluştur.