Müzik BirimiDans BirimiFolklora DoğruGösterilerZiyaretçi DefteriAna Sayfa
 
::
BOĞAZİÇİ’NİN KİLYOS ARAZİSİ*
20/07/08

Gençlikte oluyor bazen, gerçekleştirebilmek için heyecan duyduğunuz eylemler uğruna, benmerkezciliğin kıyısından uzaklaşabiliyorsunuz. Öyle bir hissiyat içerisinde, coşkulu bir konser sonrasında kilyosa gitmeye niyetlendim. Olağan şartlarda angarya görünecek işimse dans-müzik gösterimizde kullanmayı düşündüğümüz dalga görüntülerini çekmekti. Fakat o konserin(tuzla tersanesindeki işçilerle dayanışma konseri),  atmosferinde uzaklaştığım benliğim, artık bir angarya olarak görmediği bu işten bir macera heyecanı duyumsuyordu. Bütün bu hayalperestlik içerisinde kilyos gerçeğini tasavvur edemeyecek kadar şuursuzlaşmamıştım elbette, fakat yolculuk ve sonrasında olanlar bu gerçek karşısında iyimser kalamayacağım örnekleri hafızama perçinledi. Kilyos Boğaziçi Üniversitesi’nin 2003 yılından beri öğrencilerine yurt tesis etmek amacıyla kullandığı bir “arazi”. Boğaziçi kuzey ve güney kampüsündeki yurtlar yerine kilyos yurdunda kalmak zorunda olanlarsa yurt kredisi en düşük olan hazırlık öğrencileri. Tabii ki bu noktada, senelik ortalama 5bin ytllik bir ücret karşılığında merkez kampüsteki superdorm ve uçaksavar yurdunda kalamayan öğrencilerden bahsediyoruz, “topyekün mağdur” Boğaziçi öğrencileri gibi kasıtlı bir yanlış bilgilendirmeye meyletmeyelim. Kilyos arazisindeyse, yurt, yemek ve tuvalet gibi öğrencileri hayatta tutmaya yönelik olanaklar mevcut, ve araziye ulaşım da okul merkezinden(güney kampüs) kalkan belli saat(ler)deki servislerle sağlanıyor.


Konser bittiği gibi servislere ulaşmamıza rağmen gördük ki öğrenciler bu bir saatlik yolculuğu koltuklarda oturarak geçirmek için konserin son parçalarından feragat edip yerlerini almışlardı bile.. Arka koltuklardan gelen konuşmalar, bazı “erkek” şarkılar, bana dört senedir hatırasından uzaklaştığım lise servisimi anımsatıyordu. Söz konusu benzeşme, o an içinde olduğum 0403 gibi kocaman bir otobüsle eski dolmuş tip servisimin arasında kurulamaz elbet. Daha ziyade genel lise kültürünün, üniversite bünyesinde yer ettiği bir alan bulması bu şaşkınlığı doğuruyordu. Peki bir lise mevcudunun iki üç katı kadar insan kilyosa taşınmak zorundamıydı, hazırlık öğrencilerini merkez kampüse dahil etmenin bir yolu bulunamazmı? Aksine, okulda yürütülen “kampüs dönüşüm projesi”nin atığı olarak, bu araziye 1. hatta 2.sınıf öğrencilerinin  sevkedilmesi gündemde. Hatırşinas bağışları sayesinde, tarihi 1.erkek yurdunun eski zerafetine kavuşturulmasını dilemekte muktedir olan okul mezunlarının desteğiyle bir restorasyon projesi başladı. Bu saygın fikrin yurdun 7-8 aylık bir tadilatını şart koşması, dolayısıyla da yurdun tamamen boşaltılmak zorunda olması pek kaygı uyandırmadı. Bu süre boyunca sınırlı kalacak yurt kapasitesinin çözümü olarak kilyos arazisindeki şahane yurtlar hemen imdada yetişti. 250 öğrencilik açığı 1.ve hatta 2.sınıfların oluşturacağını, yurt kredisi sistemi öngörüyor. Fakat bölüm derslerinin ağır temposunu sabah 6da kalkan, gece 10da dönen servislerle nasıl geçireceklerine dair hiçbir öngürüde bulunulamıyor. Kilyos arazisiyle dersler arasında güç bir mekik dokuyacak öğrencilere de superdormda kalan öğrencilere da öss promosyon döneminde ihtişamla vaadedilen saygın kampüsün kimleri saydığı kafa kurcalıyor. 2,5ytllik servis ücreti, gidiş-dönüş aylık toplam sefer sayısı olan 60la çarpıldığında 150ytllik bir meblağaya karşılık geliyor, buna yurt ücretini de ekleyince bu ulaşım sıkıntısının çekilirliğinin kalmadığı bir ekonomik tablo ortaya çıkıyor. Bunun üzerine, yurt koridorlarında şu aralar sıkça rastladığım gibi, ailesini arayan, mağduriyetini anlatan ve “eve çıkmak istiyorum anne” diye feveran eden öğrenci manzaraları beliriyor. Soluğu aldığınız emlakçının keyfine diyecek olmuyor tabii. Çünkü derme çatma hisarüstü evlerini, yurtlarda kalamayan elleri mahkum boğaziçililere milyarlık kiralardan pazarlayabilen emlakçılar, bu yeni müşteri kitlesi üzerine boş durmayacaklar. Hemen bir durum değerlendirmesiyle bin ytllik 3oda evleri binbeşyüz ytlye kiralayabilecekler. Sonuç olarak önümüzdeki yıl boğaziçi üniversitesi civarında yurtlara ve evlere yerleşmek isteyenler için şimdiden öngörülebilen ve önüne geçilmeyen büyük sıkıntılar mevcut.


Ön camın dibinde yere oturmuş vaziyette, yoldaki beyaz şeritlerin aracın ortasından doğru akıp gidişine dalmıştım ki otobüsün yolu ortaladığına aydığımda “bu yol tek yön mü?” diye şoföre sordum. Şoförün yanıtı durumu özetliyordu “yoo çift yön, fakat yolun kenarından gitmek tehlikeli, o yüzden karşıdan gelen aracı ışığından fark edebileceğim için böyle gidiyorum.” Gerçekten o virajlı, engebeli ve iki aracın güçlükle yan yana sığabildiği yolda böylesi makbüldü, banketler hakikaten bir O403ü kaldıracak gibi değildi. “Bu otobüslerin neden ikide bir orası burası bozuluyor sanıyorsun” dediğindeyse, önceki sene kilyos otobüsünün frenleri patlaması sonucu gerçekleşen kaza geldi aklıma. Uçurumun kenarındaki park lambası 45 öğrencinin kazaya kurban gitmesine kılpayı engel olduğu zaman, koyduğu lamba hatırına belediyeye teşekkür etmediğimizdenmi, yoksa okulla bu kaza mevzunun hesaplaşmasını tüketmediğimizdenmi bilemiyorum, bu hatıra daha bir sancı verir olmuştu.

Yolculuk sona ermiş ve servisteki öğrencilerle beraber yurda yönelmiştim. Yurt kapısına geldiğimde güvenlik görevlisinin beni durdurup yurt kimliğimi sorması üzerine, okul öğrenci kimliğimi göstererek, yurtta kayıtlı olmadığımı, kulüp faaliyeti için geldiğimi, kulüplere ayrılan lojmanda ya da mümkünse arkadaşımın odasında kalmak istediğimi söyledim. Bir gün öncesinden öğrenci işlerinden alınan dilekçeyle gelmediğim surette yurtta kalamayacağım söylendi. “Çocuklar bu defalık alamamış olabilir, neticede kamerasıyla gelmiş,derdi belli” hoşgörüsünü umarak yurt müdürünün kapısını tıklattıysam da orada da aynı ilkeli disiplin anlayışından taviz verilmediğini gördüm. Bana önerilense, kimliğimi vermem karşılığında danışmanın önündeki tahta bankta sabah servisine kadar beklemekti. Bu yurda giremememin “belli sebep”leri bana yurdun burada olmasının “belli sebepler”ini anımsattı o an. “Merkez kampüste imar izni yok, yeni yurt için uygun bina ve yer yok” gibi sebepler vardı öne sürülen. Bu sebepleri irdelemek üzere kampüsün çeşitli bölgelerine bir göz atmak lazım. . Örneğin, 5ay önce okulun birçok dersliğini, ve hatta eski yerinden taşınan büyük yemekhanesini tek hamlede kapsayabilen “new hall” binası hizmete açılıyor ve ne tesadüftür ki 2007 yazında yenileme tadilatına başlanılan “yeni derslik” binasına 5aydır çivi çakılmıyor. Bu 5aylık süre zarfınca yeni dersliğin şu koşullarda kampüs için acil bir ihtiyaç teşkil etmediği ortaya çıkıyor, ve önünden geçtiğimiz hayalet bina “yeni derslik”i fuzuli görmeye başlıyoruz. Halbuki şuan atıl kalmış olan “yeni derslik” 2sene önce kapatılan merkez kampüsteki hisar yurtlarının, ya da bu sene tadilata girecek 1.erkek yurdunun hayaleti de olabilir pekala. Bu hayaletin yarattığı ürpertiyi gidermek için uygulanacak proje basittir: yeni dersliği yurda dönüştürmek.
İçeriye girmenin yolu olmadığını anlayınca, bir bildikleri var diyerek o tahta banka boyun eğmek yerine kapananıncaya kadar civardaki meyhanede oturmayı yeğledim. Sonrasında o tahta bankta yatarak sabahladım. Oysa kilyos kampüsünde yataklarında mışıl mışıl uykusunu çeken bir dolu insan vardı yurda kayıtlı olmayan. Bunlar kaçak öğrenciler değildi:  kampüsün yeni yüzleri Doğuş otomotiv temsilcilerinden bahsediyorum; yani 4ay boyunca belirli günlerde kilyos arazisindeki necmettin tanyolaç salonunu ve lojmanları tahsis eden bir girişimden. Bu yeni yüzler, siyah takım elbiselerinin arasından fırlayan göbeklerinin üzerinden kadın öğrencilere tacizkar bakışlar atmaktan imtina etmeyecek kadar cüretkarlar. Arazideki öğretmenlerden birinin bu yüzlerle girdiği tartışma üzerine kampüs koordinatörünün “çocuklar hoşgörün, size spor sahaları, havuzlar bırakacaklar gittiklerinde” şeklinde geliştirdiği disiplin de cabası. Yani rant uğruna, öğrencilerin hem eğitim hem barınma alanlarını şirket temsilcileriyle paylaşmak zorunda kalmaları ve hatta tacizkar bakışlara tolerans geliştirmelerinin gereği olarak çıkarların bu öğrencilere tembihlenmesi söz konusu. Aslına bakarsak “sarıtepe kampüsü” web sitesinde yayınlanan manifesto da bu durumla paralellik arzediyor: Sarıtepe Kampusu, Boğaziçi Üniversitesi’nin en yeni ve en uzak yerleşkesi. Bu haliyle, kampusta bir yandan en uzak olmanın olumsuzlukları çözümlenmeye çalışılırken, bir yandan da  en yeni  olmanın yol açtığı keşiflerin keyfi yaşanıyor” Başka bir deyişle, araziye eklenecek iki üç dekorla sorunları çözümleyeceğine yürekten inanan koordinatörler bu tür çözümlere yönelik sorgusuz metodlar keşfetmakten oldukça keyifli.

Kuş cıvıltılarından ziyade sırt ağrılarıyla uyandıktan sonra  gün ışımaya yakın sahile çekim yapmaya gittim. Günün ilk ışıkları bütün bu histeriyi düğümlendiği noktadan çözüp alıyor gibiydi. Kimsenin beni kovmadığı ıslak kumun üzerinde özgürce ufka bakıyordum. Sonra düşündüm, durum böyleyken, bu rant mücadelesi sürerken bizler nasıl rahat edebilecektik? Huzuru, sükuneti tahta banklarda yattıktan sonra o bankları terkedip günün aydınlandığı saatlerde ıslak kumlarda mı arayacaktık? Çalınan huzurumuzun bedelini “huzuru olanlar”ın ödediği ölçüde eşit olacağımız bir ortama evrilmemişti  belki burası henüz. Hatta değişecek koşullarla giderilmeyecek ölçüde bir huzursuzluk değildi bizimkisi. Kilyos yoluna çıkan her yeni aracın yeni bir kaza ihtimalini doğurduğunu öngererek, kilyos projesinin yurt ayağından tamamen vazgeçmek mümkün hala. Yurt kapasitesini karşılamak adına “yeni derslik” binasını yurda dönüştürmek de... 1.yurt restorasyonunu 7-8 aylık hatta daha geniş bir zamana yayarak öğrencileri mağdur etmek yerine, hazirandan ekime kadarki 4 aylık döneme sıkıştırmak, ya da sonraki yaz devam eden şekilde projelendirmek de... Ders görecekleri alanda öğrencileri tuhaf bakışlara maruz bırakmamak da, yurt bulamayıp emlakçıların buyurduğu kiraları denkleştirmek zorunda kalan öğrencilere yurt imkanı sağlamak da..

* Kilyosu boğaziçi üniversitesi “sarıtepe kampüsü” olarak adlandırırken, ben bu adlandırmanın bir yanılsamaya sevkettiğini düşünerek, metin boyunca arazi tabirini kullandım.


Artunç B. Yavuz

 

2006daki kilyos servisinin kazası sonrası öğrencilerin eyleminden bir foto
Boğaziçi Üniversitesi İlerici Öğrencileri Kilyos’tan ses veriyor...

 

 

 

 



 

Kilyos yurdundan bir fotoğraf