26 Ekim günü Hill Out Taksim ya da bilinen adıyla Taksim Sanat
Evi’nde gerçekleşen buluşmada İstanbullu Lazların bir araya gelmesi
hedeflendi. Öğleden sonra başlayan programda Mosakkale Laz Tiyatrosu’nun
sunumundan tutun da karadeniz sahil yolu üzerine yapılan Son Kumsal
belgeselinin gösterimine kadar bir çok etkinlik yer aldı. BÜFK’te
karadeniz alanında çalışma yapmaya niyetli bir kaç arkadaşla birlikte
ben de buluşmaya gittim. Buluşmayla ilgili detaylı bilgi ve program
akışı için: http://www.lazebura.net/content/view/1259/1981/
Taksim Sanat Evi’ne ilk gittiğimizde programın aksamış olduğunu
öğrendik ve etkinliklerin başlaması yaklaşık bir saat sarkmıştı.
Yağmuru ve trafiği de hesaba katıp beklemeye başladık. Bizi asıl
şaşırtan ise katılımın azlığıydı. Yazın yaptığım Rize ve Artvin
gezisinde tanıştığım hemen hemen herkesin ya İstanbul’da bir akrabası
vardı; ya da zaten kendisi İstanbulluydu ve sadece yaz tatili
için karadenize gitmişti. O halde Lazebura.net’in organizasyonunda
yapılan böyle bir buluşmaya katılımın yüksek olmasını beklemek
pek de şaşırtıcı olmasa gerek. Üstelik bu buluşma sadece Lazları
ve Laz kültürünü değil “...kendi sesinin duyanlarla; Anadolu’nun
bütün dillerinin, bütün kültürlerinin var olabilmesi, yeşerebilmesi
için kendi rengiyle bir arada yaşamanın güzelliğinin farkında
olan herkesi...”*(II) davet ediyordu. Programa katılan sanatçıların
bir çoğu da salt Laz müziği yapmayan ve Doğu Karadeniz kültürel
coğrafyası üzerine çokkültürcü üretimleri olan isimlerdi. Grup
Helesa, Vova, Dalepe Nena, Birol Topaloğlu ve Fatih Yaşar izleyenlere
Lazca, Türkçe, Hemşince, Megrelce, Gürcüce ve Pontus Rumcası şarkılar
söylediler. O halde 2. Lazebura buluşmasını, büyük hedeflerle
yola çıkmış yalnız kamusal açılımı sınırlı kalmış küçük çaplı
bir cemaat buluşması yapan neydi?
Saldırgan milliyetçi söylemlerin her geçen gün barış ve kardeşlik
şarkılarının yerini aldığı şu günlerde görece alternatif ve çokkültürcü*(III)
olduğunu iddia eden bir sanat etkinliğinin duyurusunun ve organizasyon
tanıtımının yeterince yapılamadığı aşikar sanıyorum. Öte yandan
etkinliğin 20 ytl giriş ücretinin olmasının ve buluşmanın Taksim
Hill Out gibi bir cafe-bar’da yapılmasının da etkileri yadsınamaz.*(IV)
Bu durum etkinliği ‘elitist metropol Lazları’nın buluşması haline
getirmekle kalmıyor, sahip oldukları değerlerin bir kez daha farkında
olmaya çağırdıkları bireyleri bir cafe-bar’da son moda Laz kültürü’yle
buluşturarak ‘orası’nı tamamen buraya ait bir mekanda yeniden
üretiyor. Son Kumsal belgeseli gösteriminden sonra karadeniz sahil
yolu üzerine yapılacağı söylenen forumda sahneye çıkan moderatörün
köyüyle ilgili okuduğu şiirle ortamda bir anda duygusal bir hava
oluştu. Halbuki belgesel çevre aktivizmini sadece duygusal bir
boyuta taşımıyor aksine devlet merkezli bir şiddetin ve yolsuzluklar
zincirinin yörede nelere etkisi olduğunu gözler önüne seriyordu.
Forum ortamının lirik bir şiir okunarak oluşturulması ise orasını
yeniden duygusal nostaljik bir özne yaparak nice çevre mücadelesini
apolitize ediyor ve mücadelenin neye karşı neden yapıldığı sorularını
cevapsız bırakıyordu. Uzun süren şiir ve yazı okumalarından sonra
sahil yolu ve karadeniz çevre felaketlerinin süreci pek de tartışılmadan
sıradaki etkinliğe geçildi. Tiyatro sunumundan sonra konserler
başladı. Art arda sahneye çıkan gruplar şarkılarını söyleyip sahneden
indiler. Sahne akışının Barışarock’taki ya da çeşitli muhalif
etkinliklerdeki dayanışma konseri çizgisinden ziyade bir yerden
sonra hızlı yaşam-çabuk tüketim çizgisine evrildiğini farkettim.
Her yeni grup, katılımcılar açısından yeni bir ses farklı bir
horondan ibaretti. Elbette bunları söylerken Laz ve Doğu Karadeniz
kültürlerine yönelik nice kültürel-politik ve sosyolojik çalışmalar
yapan insanlara karşı indirgeyici olmak istemem yalnız yöreyi
ve kültürleri bilen, Türkiye konjonktürü dahilinde kendi sözünü
söylemeye çalışan bireylerin üstlendikleri böyle bir organizasyonda
tasarlanan ya da hedeflenen buluşma ortamının oluşamadığını hissettim
ve içkisini yudumlarken kemençenin ya da tulumun sesiyle ‘oralara
giden’ izleyici için 2. Lazebura Buluşması’nın sevdiği müziği
dinlediği güzel bir Pazar gününden ibaret kalması büyük olası.
(I) Nenaskani: senin sesin.
(II) http://www.lazebura.net/content/view/1259/1981/ sitesinden
alıntılanmıştır.
(III) Sitede de belirtildiği gibi; “Lazebura.net kurulduğu günden
bu yana Laz Dili, Tarihi, Kültürü ve Müziği üzerinde çalışmalar
yürüten ve Doğu Karadeniz'deki çok kültürlülüğe kendi tarih ve
kimlik bilinciyle yaklaşan bir platform olarak kaybolmakta olan
yerel değerlerimize sahip çıkmayı misyon edindi kendine… Kendi
diline ve kültürüne öz kimliğine sahip çıkma bilincinde olan Lazları,
ortak amaç ve noktada bir araya getirmek için yola çıktı.”
(IV) Daha sonra bir arkadaşımdan geçen sene yapılan 1. Lazebura
Buluşması’nın 100 ytl gibi bir giriş ücreti olduğunu öğrendim.
Ömer Ongun
|