Müzik BirimiDans BirimiFolklora DoğruGösterilerZiyaretçi DefteriAna Sayfa
 
::
“Nenask`ani” *(I) kimin sesi ? 2. Lazebura İstanbul Buluşması Üzerine
28/10/08

 

26 Ekim günü Hill Out Taksim ya da bilinen adıyla Taksim Sanat Evi’nde gerçekleşen buluşmada İstanbullu Lazların bir araya gelmesi hedeflendi. Öğleden sonra başlayan programda Mosakkale Laz Tiyatrosu’nun sunumundan tutun da karadeniz sahil yolu üzerine yapılan Son Kumsal belgeselinin gösterimine kadar bir çok etkinlik yer aldı. BÜFK’te karadeniz alanında çalışma yapmaya niyetli bir kaç arkadaşla birlikte ben de buluşmaya gittim. Buluşmayla ilgili detaylı bilgi ve program akışı için: http://www.lazebura.net/content/view/1259/1981/

Taksim Sanat Evi’ne ilk gittiğimizde programın aksamış olduğunu öğrendik ve etkinliklerin başlaması yaklaşık bir saat sarkmıştı. Yağmuru ve trafiği de hesaba katıp beklemeye başladık. Bizi asıl şaşırtan ise katılımın azlığıydı. Yazın yaptığım Rize ve Artvin gezisinde tanıştığım hemen hemen herkesin ya İstanbul’da bir akrabası vardı; ya da zaten kendisi İstanbulluydu ve sadece yaz tatili için karadenize gitmişti. O halde Lazebura.net’in organizasyonunda yapılan böyle bir buluşmaya katılımın yüksek olmasını beklemek pek de şaşırtıcı olmasa gerek. Üstelik bu buluşma sadece Lazları ve Laz kültürünü değil “...kendi sesinin duyanlarla; Anadolu’nun bütün dillerinin, bütün kültürlerinin var olabilmesi, yeşerebilmesi için kendi rengiyle bir arada yaşamanın güzelliğinin farkında olan herkesi...”*(II) davet ediyordu. Programa katılan sanatçıların bir çoğu da salt Laz müziği yapmayan ve Doğu Karadeniz kültürel coğrafyası üzerine çokkültürcü üretimleri olan isimlerdi. Grup Helesa, Vova, Dalepe Nena, Birol Topaloğlu ve Fatih Yaşar izleyenlere Lazca, Türkçe, Hemşince, Megrelce, Gürcüce ve Pontus Rumcası şarkılar söylediler. O halde 2. Lazebura buluşmasını, büyük hedeflerle yola çıkmış yalnız kamusal açılımı sınırlı kalmış küçük çaplı bir cemaat buluşması yapan neydi?

Saldırgan milliyetçi söylemlerin her geçen gün barış ve kardeşlik şarkılarının yerini aldığı şu günlerde görece alternatif ve çokkültürcü*(III) olduğunu iddia eden bir sanat etkinliğinin duyurusunun ve organizasyon tanıtımının yeterince yapılamadığı aşikar sanıyorum. Öte yandan etkinliğin 20 ytl giriş ücretinin olmasının ve buluşmanın Taksim Hill Out gibi bir cafe-bar’da yapılmasının da etkileri yadsınamaz.*(IV) Bu durum etkinliği ‘elitist metropol Lazları’nın buluşması haline getirmekle kalmıyor, sahip oldukları değerlerin bir kez daha farkında olmaya çağırdıkları bireyleri bir cafe-bar’da son moda Laz kültürü’yle buluşturarak ‘orası’nı tamamen buraya ait bir mekanda yeniden üretiyor. Son Kumsal belgeseli gösteriminden sonra karadeniz sahil yolu üzerine yapılacağı söylenen forumda sahneye çıkan moderatörün köyüyle ilgili okuduğu şiirle ortamda bir anda duygusal bir hava oluştu. Halbuki belgesel çevre aktivizmini sadece duygusal bir boyuta taşımıyor aksine devlet merkezli bir şiddetin ve yolsuzluklar zincirinin yörede nelere etkisi olduğunu gözler önüne seriyordu. Forum ortamının lirik bir şiir okunarak oluşturulması ise orasını yeniden duygusal nostaljik bir özne yaparak nice çevre mücadelesini apolitize ediyor ve mücadelenin neye karşı neden yapıldığı sorularını cevapsız bırakıyordu. Uzun süren şiir ve yazı okumalarından sonra sahil yolu ve karadeniz çevre felaketlerinin süreci pek de tartışılmadan sıradaki etkinliğe geçildi. Tiyatro sunumundan sonra konserler başladı. Art arda sahneye çıkan gruplar şarkılarını söyleyip sahneden indiler. Sahne akışının Barışarock’taki ya da çeşitli muhalif etkinliklerdeki dayanışma konseri çizgisinden ziyade bir yerden sonra hızlı yaşam-çabuk tüketim çizgisine evrildiğini farkettim. Her yeni grup, katılımcılar açısından yeni bir ses farklı bir horondan ibaretti. Elbette bunları söylerken Laz ve Doğu Karadeniz kültürlerine yönelik nice kültürel-politik ve sosyolojik çalışmalar yapan insanlara karşı indirgeyici olmak istemem yalnız yöreyi ve kültürleri bilen, Türkiye konjonktürü dahilinde kendi sözünü söylemeye çalışan bireylerin üstlendikleri böyle bir organizasyonda tasarlanan ya da hedeflenen buluşma ortamının oluşamadığını hissettim ve içkisini yudumlarken kemençenin ya da tulumun sesiyle ‘oralara giden’ izleyici için 2. Lazebura Buluşması’nın sevdiği müziği dinlediği güzel bir Pazar gününden ibaret kalması büyük olası.


(I) Nenaskani: senin sesin.
(II) http://www.lazebura.net/content/view/1259/1981/ sitesinden alıntılanmıştır.
(III) Sitede de belirtildiği gibi; “Lazebura.net kurulduğu günden bu yana Laz Dili, Tarihi, Kültürü ve Müziği üzerinde çalışmalar yürüten ve Doğu Karadeniz'deki çok kültürlülüğe kendi tarih ve kimlik bilinciyle yaklaşan bir platform olarak kaybolmakta olan yerel değerlerimize sahip çıkmayı misyon edindi kendine… Kendi diline ve kültürüne öz kimliğine sahip çıkma bilincinde olan Lazları, ortak amaç ve noktada bir araya getirmek için yola çıktı.”
(IV) Daha sonra bir arkadaşımdan geçen sene yapılan 1. Lazebura Buluşması’nın 100 ytl gibi bir giriş ücreti olduğunu öğrendim.

 


Ömer Ongun